EĞİTMENLER
 

Sensei Deniz Tezcan
Eğitmen Asistanı
Nidan 2. Derece Siyah kuşak

İstanbul'da, 1973'de doğdum ve İstanbul Üniversitesi'nde Politik Bilimler okudum. Şu anda İstabul'da UK temelli bir şirkette olmak üzere, son dokuz senedir tekstil sektöründe çalışıyorum.

Kaizen Aikijitsu ve Çin Kemposu ile başlayarak 2001 yılından beri Kyoshi Teddy Wilson'ın öğrencisiyim. Bu iki disiplini takip ederek, son üç yıldır Kaizen Kenjutsu ve Kobujutsu da öğreniyorum.

Kyoshi'yle çalıştığım yıllar boyunca değişik disiplinler öğrenme şansına sahip oldum. Sistemimizin üç ana daldan -Aikijitsu, Çin Kemposu ve  Kenjutsu- oluşması, dövüş sanatları konusundaki algımın genişlemesi ve çeşitliliği yaşamam konusunda bana yol gösterdi.

Yine de, zamanla, Kaizen Kenjutsu'ya kanalize olmam doğal bir tercih oldu. Kendimi "Kılıç Sanatı"ndaki fiziksel ve zihinsel denge tarafından derinlemesine etkilenirken buldum. "Doğru yol"la çalışıldığında, Kenjutsu'nun armağanı, içinde iç huzurumu bulduğum bir güzellik ve iyilik sanatı olması. Diğer birçok dövüş sanatının aksine, yalnız çalışılabiliyor ve çalışmalar meditatif nitelik kazanabiliyor.

Ustam Kyoshi Teddy Wilson'a, sadece dövüş sanatlarındaki pratik anlamı için değil, aynı zamanda ruhsal gelişimime gerçek bir rehberlik yaptığı ve içsel gücümü geliştirdiği için, yıllar boyunca verdiği öğretilerinden dolayı minnettarım.

Sensei Ceren Balkır
Eğitmen Asistanı
Shodan 1. Derece Siyah kuşak

Ben Ceren Balkır Övünç. Ankara ve Viyana’da mimarlik eğitimimi tamamladıktan sonra 5 yıl kadar çeşitli mimarlık ofislerinde proje yürütücüsü ve tasarımcı olarak çalıştım. Şu anda İstanbul Kültür Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi’nde tasarım stüdyosu yürütücülerinden biriyim. Aynı zamanda home-ofis’imde küçük ölçekli projeler ve mimari yarışmalar yaparak serbest mimar olarak çalışmaktayım.

Club Aiki ve Kyoshi Teddy Wilson ile 2001’de, Avusturya’dan yeni dönmüş, İstanbul’a alışmaya çalışırken tanıştım. O sıralar vücudumu hareket ettirecek bir şeyler yapmak istiyordum, fakat bir spor salonuna gitmek ya da koşmak bana hiç çekici gelmiyordu. Sensei Gisela’nın aikido, Club Aiki, Kyoshi, onun Kaizen Aikijitsu sistemi, dojo ve bunların onun hayatını nasıl değiştirdiği ile ilgili anlattıklarını duyduktan sonra aradığımın tam da böyle bir şey olduğunu düşündüm; sadece vücudum için değil kafam için de geliştirici olacak, bir derinliği ve felsefesi olan, hayatımın sonuna kadar önüme yeni kapılar açabilecek ve aynı zamanda kendimi korumamda yararlı olabilecek bir şey.

Kyoshi ile beraber çalıştığım 7 yıllık bir sürenin ardından şimdi siyah kuşak seviyesine geldim. Bu geçen süre içinde onun sanatı ile ilgili edindiğim ilk izlenim hiç değişmedi; hayranlık. Sadece ne kadar etkileyici hareketler yaptığı ya da teknikleri ne kadar kolaylıkla ve ustalıkla uygulayabildiği değil, dojo’da toplanmış bir çok değişik insana öğretme biçimi ve çevresinde oluşturduğu pozitif atmosfer beni hala hayran bırakmakta. Kafamı ve kalbimi açık tuttuğum sürece bu dünyada öğrenemeyeceğim hiç bir şey bulunmadığını ondan öğrendim. Kyoshi, büyük bir bilgelik, tecrübe ve ustalığa sahip hayatımda karşılaştığım en iyi öğretmen. Kaizen Aikijitsu’da ileri doğru attığım her adımda kendime güvenimin ve hayattaki duruşumun daha kuvvetlendiğini hissediyorum. Dojo’sunun bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı buluyorum.